Octet Türkiye Kurucu Ortağı ve Strateji Bölüm Başkanı Ömer Yönder, Money20/20 Europe 2026’da fintek gündeminin teknolojilerin kendisinden çok, iş modellerine kattığı değer üzerinden şekillendiğini vurguluyor. Yönder’in değerlendirmesinde yapay zekâ, açık bankacılık, sınır ötesi ödemeler, dijital varlık altyapıları ve finansal güvenlik başlıkları aynı dönüşüm hattında birleşirken; finteklerin rolü ödeme veya finansman sağlamanın ötesine geçerek işletmelerin nakit akışı, öngörü ve operasyonel verimlilik ihtiyaçlarına yanıt veren platformlara doğru genişliyor. Octet Türkiye açısından etkinliğin en önemli çıktısı ise B2B finansal süreçlerin küresel fintek gündeminde daha görünür hale gelmesi ve ödeme, tahsilat, tedarikçi finansmanı gibi alanların uçtan uca dijital platformlar üzerinden yeniden ele alınması.

Money20/20 Europe 2026, fintek sektöründe artık teknolojilerin kendisinden çok bu teknolojilerin iş modellerine nasıl değer kattığının konuşulduğu bir etkinlikti. Yapay zekâ, açık bankacılık, sınır ötesi ödemeler, dijital varlık altyapıları ve finansal güvenlik başlıkları gündemin merkezinde yer aldı. Ancak öne çıkan ortak tema, finansal hizmetlerin daha entegre, daha görünür ve daha veri odaklı bir yapıya dönüşmesi oldu.
Etkinlik boyunca dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, finteklerin artık yalnızca ödeme veya finansman sağlayan yapılar olarak değil, işletmelerin karar alma süreçlerine katkı sunan teknoloji platformları olarak konumlanmasıydı. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyordu. Ancak bu yılki etkinlikte konu, yapay zekânın ne yapabileceğinden çok şirketlerin onu iş süreçlerine nasıl entegre ettiği ve bundan nasıl değer ürettiği ekseninde ele alındı. Özellikle Agentic AI yaklaşımıyla birlikte kurumların, belirli görevleri kendi başına yürütebilen sistemlerin oluşturacağı yeni çalışma düzenine nasıl hazırlanacağı önemli başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Veri analitiğiyle desteklenen bu yapı sayesinde şirketler yalnızca işlem gerçekleştirmeyi değil; nakit akışlarını daha etkin yönetmeyi, ihtiyaçlarını daha isabetli öngörmeyi ve operasyonel verimliliklerini artırmayı hedefliyor. Önümüzdeki dönemde rekabetin de hız veya maliyet kadar veri, öngörü ve güven unsurları üzerinden şekilleneceğini düşünüyorum. Octet Türkiye açısından baktığımızda ise etkinliğin en önemli çıktısı, uzun süredir odağımızda bulunan B2B finansal süreçlerin küresel fintek gündeminde daha fazla yer bulduğunu görmek oldu. Şirketler ödeme, tahsilat ve tedarikçi finansmanı süreçlerini birbirinden bağımsız sistemlerle yönetmek yerine; farklı finansal aktörleri bir araya getiren, görünürlük sağlayan ve süreçleri uçtan uca dijitalleştiren platformlara yöneliyor. Bu yaklaşımın özellikle nakit akışı yönetimi ve finansmana erişim açısından işletmelere önemli avantajlar sağlayacağını düşünüyoruz.

Yazı İçeriği
ToggleFintek için yeni büyüme dili
Money20/20 Europe 2026’dan çıkan genel resim, fintek dünyasının yeni bir büyüme diline ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Önceki dönemin büyüme modeli daha çok kullanıcı kazanımı, hızlı ürün geliştirme, güçlü kampanya ve işlem hacmi üzerinden kuruluyordu. Şimdi daha katmanlı bir dönemden geçiyoruz. Yapay zekâ iş süreçlerinin içine giriyor. Stablecoin ve tokenizasyon para hareketinin teknik altyapısını zorluyor. Açık bankacılık ve gömülü finans, finansal hizmeti görünmez hale getiriyor. Regülasyon, oyunun çevresindeki bir sınırlayıcı olmaktan çıkıp güven üreten bir tasarım unsuruna dönüşüyor. Yeni dönemde fintek şirketlerinin başarısı yalnızca iyi bir ürüne sahip olmaktan geçmiyor. Ürünün hangi pazara nasıl taşındığı, hangi regülasyon yapısına uyum sağladığı, hangi iş ortaklıklarıyla büyüdüğü, veriyi nasıl yönettiği, kullanıcının güven duygusunu nasıl kurduğu ve teknolojiyi operasyonun içine nasıl yerleştirdiği daha belirleyici hale geliyor. Türkiye’de fintek şirketleri uzun süredir benzer sorun alanlarına çalışıyor. Ödeme almak, tahsilatı hızlandırmak, işletmelerin nakit akışını rahatlatmak, dijital cüzdan deneyimini geliştirmek, finansal hizmeti daha erişilebilir hale getirmek ve uyum süreçlerini teknolojiyle güçlendirmek bu alanların başında geliyor. Money20/20 Europe gibi küresel etkinlikler ise aynı sorunlara çözüm üretmenin artık tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Çözümün hangi pazarda, hangi ortaklık modeliyle, hangi güven zeminiyle ve hangi ölçeklenme stratejisiyle büyütüleceği asıl ayrışma noktasına dönüşecek.
Türk finteklerinin Amsterdam’daki görünürlüğü, yerel pazardaki deneyimin Avrupa’nın daha rekabetçi, daha regüle ve daha çok oyunculu sahasına taşınma arzusunu yansıtıyor. Ödeme teknolojileri güçlü bir başlangıç alanı sunuyor. Bir sonraki aşamada sınır ötesi ödeme, yapay zekâ destekli risk yönetimi, gömülü finans, açık bankacılık, stablecoin tabanlı kullanım senaryoları, fraud önleme, uyum teknolojileri ve işletme finansmanı aynı büyüme hikâyesinin parçaları olacak. Money20/20 Europe’un Türkiye ekosistemine verdiği mesaj burada netleşiyor. Avrupa pazarında kalıcı olmak isteyen fintekler, hızlı ve yenilikçi olduklarını anlatmanın ötesine geçmek zorunda. Güven veren, regülasyonu iyi okuyan, iş ortaklığı kurabilen, farklı pazarlara uyum sağlayabilen ve teknolojisini gerçek iş sonuçlarına dönüştürebilen şirketler daha güçlü konum alacak. Amsterdam’da görünen manzara, fintek dünyasının yeni döneminde vitrinin arkasındaki yapının daha fazla önem kazandığını anlatıyor. Sahnedeki büyük kavramlar kadar, o kavramların ödeme akışına, müşteri deneyimine, uyum süreçlerine ve sınır ötesi büyüme stratejisine nasıl yerleştiği belirleyici olacak. Türk fintekleri için yeni eşik tam da burada başlıyor. Türkiye’de geliştirilen hız, esneklik ve teknoloji üretme kabiliyeti. Avrupa pazarında güven, ölçek ve regülasyon disipliniyle birleştiğinde daha güçlü bir hikâyeye dönüşebilir.
Kaynak: Fintechtime Dergisi Temmuz 2026 Sayısı



