Nakit Yönetimi ve Start-up’lara tavsiyeler

İnternet kaynaklarına göre, Şubat 2020 tarihi itibariyle, Amerika’da 10,605, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) Bölgesinde 9,311 ve Asya-Pasifik Bölgesinde 6,129 Start-up işletme bulunmakta. Bu işletmelerin hepsi başarılı olacak mı? Bu konu ile ilgili aşağıda gözlemlenmiş olan ve aralarında nakit yönetiminin de yer aldığı 10 temel başarı faktörünü sıralıyorum:

2020 yılında yaşanan pandemiye rağmen küresel fintech yatırımlarının toplamı 2,861 işlemde, 105.3 milyar ABD Dolarına ulaştı. Yatırımcılar da bu başarı faktörlerinin start-up’larda olup olmadığına bakarak yatırım kararlarını alıyorlar.

Başarılı olan fintechlerdeki başarının sırrını 10 maddede toplayabiliriz.

1. Fikir
Tabi ki kurucuların başlangıçtaki yaratıcı fikirleri önemli ama bunun nasıl ve ne zaman uygulanacağı da bir o kadar önemli.

2. Liderler
Start-up’larda liderlik ve sahip olunan vizyon çok önemli. Aynı güzel fikir, yetersiz bir liderin ellerinde heba olabilir.

3. Ekip
Start-up yatırımcılarının vizyonu kadar ekibin de deneyimi, yeterliliği ve azmi o işin başarısı için eşdeğer ağılıkta önemli bir etken.

4. Nakit Yönetimi (Sermaye)
Her iş için gerekli olan sermaye ve iyi nakit yönetimi start-up’lar için de önemli. Kuruluş ve gelişme dönemlerinde çokca kişisel ve aile birikimlerine, kredi kaynaklarına başvuruluyor. Belirli bir aşamada mutlaka başka yatırımcılar da işin içine giriyorlar.

5. İş Planı
Bir iki kişiyle başlayan girişimler doğal olarak kurumsallaşmadan uzak oluyorlar. Herkes her işi yapar durumda. İyi bir iş planı, odaklanmayı ve gidilecek yönün belirlenmesinde çok önemli. Ne kadar planlı olunursa başarı şansı o kadar yüksek oluyor.

6. Planın Uygulaması
Ne kadar iyi bir iş planı yaparsanız yapın, uygulamasındaki zayıflıklar işletmeyi başarıya götürmez. O nedenle, iş planına odaklı bir yönetim tarzı benimsenmelidir.

7. Zamanlama
Aynı konuda faaliyet gösteren birçok start-up’ın olmasına rağmen zamanında girilen bir piyasada, kendilerine niş yaratabilen yeni girişimler, rakiplerinin veya benzerlerinin önüne çıkabiliyorlar.

8. Kriz yönetimi
Ne kadar dikkatli ve çalışkan olsanız dahi mutlaka bir şeyler ters gidecektir. Krizi önlemeye yönelik atacağınız adımlardan daha da önemlisi, krize karşı nasıl karşılık vereceğinizdir. Krizleri yönetebilme becerisi işletmenin geleceğini de belirleyecektir.

9. Pazarlama
Fikrinizi, ürününüzü nasıl paketleyip, hangi argümanlarla pazarlayacağınız kullanıcıların tercihlerini belirleyecektir. Ne kadar iyi bir ürününüz olursa olsun, aynı yaratıcılıkla pazarlayamazsanız çabalarınız boşa çıkabilir.

10. Büyüme
Çok hızlı büyümenin ilerde sorunlara neden olabileceği gibi çok yavaş ve temkinli büyümeye çalışmak da önemli fırsatları kaçırmanıza neden olacaktır. Hızlı ve yavaş büyüme arasında bir dengenin kurulması gerekir.

 

Yazar: Dr. Selim Seval – Yönetim Kurulu Başkanı

Octet Blog’daki diğer yazıları okumak için https://www.octet.com.tr/blog/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

“Neobank”ların gelişimi sürüyor… (2. Bölüm)

Neobankalarla ilgili bazı göstergeleri ise şöyle sıralayabiliriz:

Dünyada en çok tanınan bazı Neobankalar: Chime (ABD), Nubank (Brezilya), SoFi (ABD), Monzo (İngiltere), Revolut (İngiltere), N26 (Almanya), SoFi (ABD), Klarna (İsveç), Dave (ABD) ve Tinkoff (Rusya)

İngiltere’deki Neobankaların Kuruluş Tarihleri ve Müşteri Sayıları

Kuruluş Yılı 2018 2019 Artış
Revolut 2016     3.000.000   8.000.000 167%
N26 2013   2.000.000   3.500.000 75%
Monzo 2015   2.000.000   3.000.000 50%
Monese 2013       700.000   1.400.000 100%
Yolt 2017       500.000       900.000 80%
Tandem 2015       500.000       500.000 0%
Pockit 2014   4.000.000       500.000 25%
Starling 2014   4.000.000       800.000 100%
Tide 2015         56.000         85.000 58%

İngiltere’de bireylerin %34’ü sadece bir banka, %35’i iki banka, ve %18’i ise üç banka kullanıyor. Birden fazla banka kullanan bireylerin kullandıkları bankaların arasına neobankaları eklemeleri çok olası. Buna göre Neobankalar zaman içinde bireyler arasında güvenin ve bilinirliliğin yaygınlaşmasıyla, geleneksel bankaları ve müşterilerini kendilerine çekebilecekler. Neobankalarla ilgili yasalar, düzenlemeler, nakitsiz ekonomi altyapıları ve belki de en önemlisi, bankacılık kültürleri ülkeden ülkeye farklılıklar göstermekte. Coğrafi, kültürel veya ekonomik koşullar sebebiyle farklı ihtiyaçlara teknoloji sayesinde farklı çözüm yolları bularak, kişilerin veya küçük işletmelerin de finans sistemine erişimi sağlanmaya başlandı. Burada dikkat çekici bir konu, gelişmekte olan ülkelerin bazılarında görülen teknolijik uygulamaların dijital finansal gelecek için ne kadar umut verici olduğu. Hindistan’daki dijital kimlik belirleyici Aadhar ve Kenya’daki dijital nakit m-pesa bu uygulamalara örnektir.

Bir dönem, özellikle bireysel bankacılık alanında, ülkemizde hız kazanmış teknolojik gelişmeler bir süredir yavaşladı. Yukarıda sözü geçen bazı ülkelerden gelen bankacılara ülkemizdeki yeni uygulamalar örnek olarak anlatılırdı.

Bu konuda Octet Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı Selim Seval’ın aktardığı güzel bir anısına değinmekte fayda var: “Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının birinden çok üst düzey iki yöneticiyi İstanbul’da ağırlamıştım. Bu yöneticilerden biri, bir ABD bankasından almış olduğu kredi kartı ile köşedeki ATM’den Türk Lirası çekip çekemeyeceğini sordu. Yanıtım, bilmediğim halde “tabi çekebilirsin ama boşver” oldu, çünkü korktum, ya ATM kartını yutarsa bana sıkıntı olur diye. Anında kartını ATM’e soktu, ekran İngilizce oldu ve istediği Türk Lirasını bir iki tıkla çekti, kartını ve parasını aldı cebine koydu. Bana döndü ve tam bir Amerikalı edasıyla kocaman bir “Wow” dedi. “Ben geçen hafta bunu Tokyo’da yapamadım”. O an göğsümün kabardığını hissettim.

Hala ülkemizde bazı bankalarımızın çok güzel mobil bankacılık app’leri, digital bankacılık ürünleri ve teknolojik çözümleri olsa da ivme zamanla kayboldu ve şartlar eşitlendi. En büyük teknolojik gelişmeler maalesef savaş zamanlarında gerçekleşirmiş. Bizim de zamanında ekonomide yaşanan dalgalanmalara karşı verdiğimiz savaşın teknoloji destekli finansal çözümleri olan o dijital ürünler artık diğer ülkelerde de var.

Ülkemizde de dijital bankacılığın önünü açan bir düzenlemenin olması çok önemliydi ve bu konuda geçtiğimiz günlerde sevindirici bir haber geldi. Açıklanan Ekonomik Reform Eylem Planı takvimine göre BDDK’nın 31.12.2021 tarihinde Dijital Bankacılık lisanslamalarına başlaması ve aynı tarihte TCMB’nın dijital paranın ekonomik, teknolojik ve hukuki altyapısının oluşturmasının tamamlanması planlanıyor.

Hızlı yasal düzenlenmeler sayesinde oyuna erken başlama şansı bulan Neobankaların ilerlemeleri göz önünde bulundurulduğunda ülkemizde de bu sürecin hızla tamamlanması sonucu tecrübemiz ve yaratıcılığımız ile finansal teknolojiler konusunda tekrar sektörün önde gelen oyuncularından olacağımıza inancım tam.

Umarım Neobankaların (digital-only bank) ülkemizde de açılmaları ile eski günlerdeki ivmeyi sadece bireysel bankacılıkta değil, ticari bankacılık alanında da yakalarız. Bizim Octet olarak amacımız da ülkemizde, ticari bankacılık alanındaki uygulamalarımız ile Neobankalara örnek oluşturacak ürün ve hizmetler sunmaktadır.

Yazar: Ömer Yönder – Strateji Bölüm Başkanı

Octet Blog’daki diğer yazıları okumak için https://www.octet.com.tr/blog/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

“Neobanka”ların gelişimi sürüyor… (1. bölüm)

Banka şubeleri içinde sıra numarası alıp, işlemimizi yapabilmek için kuyrukta beklediğimiz günler artık tarihe karışıyor. Günümüzde her bankanın birçok bankacılık işlemini yapabileceğimiz bir internet şubesi var. Bu internet şubelerine akıllı telefonlarımızla da 7/24 ulaşabiliyoruz. Geleneksel bankalar; gelişmiş internet şubelerinin olmasının yanı sıra -sayılarını epey azaltmış olmalarına rağmen- hala yüksek maliyetli fiziksel şubelerinden vazgeçemiyorlar. Bunun nedeni, ileri yaştaki banka müşterilerinin teknolojiye uzak durmaları ve ticari bankacılık işlemlerinde, bireysel bankacılıktaki kadar henüz dijitalleşememiş olmamalarıdır sanırım.

Bankacılık dünyasında adaptasyonunun kolaylığı sebebi ile yeni uygulamalarda hep bireysel bankacılık başı çekmiş, ticari bankacılıktaki yeni uygulamalar onun arkasından gelmiştir. Son zamanlarda bankalar dijital ticari bankacılık uygulamaları geliştiren ve uygulayan Fintech’leri rakip değil de işbirliği yapılması gereken iş ortakları olarak görmeye başladıklarından, bu engel de aşılacak ve ticari bankacılık ürün yelpazesinde dijitalleşme süreçlerini tamamlayacaklar.

“Challenger (meydan okuyan) Banking” ve Neobanka’lar finans literatürüne son yıllarda giren kavramlar. Her işlemleri %100 dijital gerçekleşen ve şubeleri olmayan işletmeler. Çoğu teknoloji start-up’ında olduğu gibi küçüklüklerinin ve teknolojiyi iyi kullanmalarının getirdiği hızlı hareket edebilme kabiliyeti ile geleneksel büyük bankaların deneyemediği işleri yaparak veya ihmal ettiği fırsat alanlarında faaliyet göstererek finans dünyasında kendilerine bir yer edinmeye başladılar.

Dijital bankacılığın daha da gelişmesi, ekonomilerin nakitten tamamen kurtulmaları ile mümkün olacak. McKinsey’in 2020 ödemeler raporuna göre 2010’da Çin’de %99 olan nakit kullanım oranı 2020’de %41’e, Güney Kore’de %66’dan %34’e, ABD’de %51’den %28’e, İngiltere’de %55’ten %23’e, Hollanda’da %52’den %14’e, İsveç’te ise 2010’da %56’da 2020’de %9’a düşmüş durumda. İsveç’te bazı bankaların artık nakit ile işlem yapmadıklarını biliyoruz ve hatta “cashless society” yani tamamen nakitsiz bir toplum olma yolundaki son adımları olarak 2023’te dükkanlarda nakit kullanımı mümkün olmayacak. Uzmanlar İsveç, Finlandiya, Hollanda, Kanada, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere, Güney Kore, Avustralya ve Singapur’un dünyanın ilk nakitsiz ekonomileri olacağını düşünüyorlar.

Okullarda hep şu soru sorulur; “Dünyanın en eski ve hala kullanılan finansal icadı nedir?”. Yanıtı madeni ve kağıt para. Banka kumbaralarını hatırlayanlar vardır. O kumbarayı banka şubesine götürüp içindeki paraların veznede sayılmasını izlemek büyük keyif vermiştir. Bunlar artık başta genç nesiller olmak üzere çoğumuzun bilemeyeceği kadar eski dönemler olarak arkamızda kaldı. Yeni nesiller için nakit, akıllı telefonlarındaki bir uygulamadan ibaret olacak. Ticari işletmeler için ise nakit, dijital platformlara tanıttıkları bir kod veya kredi numarası oluyor.

Nakitsiz ekonomiye geçiş tamamlandığında artık bankalar da tamamen dijital olabilir. Neobankalar da bunu hızlandıracak.

Neobankaların sunduğu bazı önemli avantajlar şu şekilde:

  • Geleneksel bankalara göre daha kolay ve süratli hesap açma,
  • Uluslararası tahsilat ve ödemelerde maliyet tasarrufu,
  • Kolay hesap yönetimi, rapor alma, mutabakat işlemleri, varlık ve yatırım yönetiminde akıllı sistemlerin yapacağı zamanında ve yerinde uyarılar,
  • Geleneksel bankalara göre daha düşük faizli krediler – Bankaların fon fazlası olan ekonomik birimlerden, fon talebi olan ekonomik birimlere daha az maliyetle fon aktarımının yapılması,
  • Ticari, özellikle KOBİ, bankacılığında akıllı sistemeler sayesinde halihazırda dezavantajlı durumda olan KOBİ’lerin talep ettiği fonlara daha süratli ve ucuz ulaşabilmeleri,
  • Yatırım aracı seçiminde, yatırım kararlarının alınması ve yönetiminde sürat, etkinlik ve bilgiye anında erişim

Ve bunların yanı sıra daha onlarca avantaj saymak mümkün.

Yazar: Ömer Yönder – Strateji Bölüm Başkanı

Octet Blog’daki diğer yazıları okumak için https://www.octet.com.tr/blog/ adresini ziyaret edebilirsiniz.